
Belçika sahillerinde foklar giderek artan sayıda gözlemlenirken, bu hayvanlar artık plajlarda dinlenirken rutin olarak görülebiliyor. Bir zamanlar nesli tükenme noktasına gelen fokların geri dönüşü kutlanırken, Kuzey Denizi genelinde ekolojik toparlanmanın arka planında hâlâ çözülmemiş tehditler ve politik gerilimler yer alıyor.
Limanda yaşayan foklar ve gri foklar, 20. yüzyılın ortalarında avlanma, kirlilik ve aşırı avlanma nedeniyle neredeyse tamamen kaybolmuştu. Yasal koruma, rehabilitasyon programları ve su kalitesindeki iyileşmelerle beraber sayıları yeniden artmaya başladı. Bu artış, plajların bazı bölümlerinin kapatılması, NorthSealTeam tarafından yapılan devriyeler ve ziyaretçileri foklardan uzak durmaları konusunda uyaran farkındalık kampanyalarını beraberinde getirdi.
Ancak başarılara rağmen ölüm oranları yüksek seyrediyor. Belçika Kraliyet Doğa Tarihi Enstitüsü, 2005 ile 2020 arasında 374 ölü focun kayda geçtiğini, 2021 yılında ise bu sayının 101’e yükseldiğini bildirdi. Ölümlerin yarıdan fazlası balıkçılık ekipmanlarıyla oluşan yaralanmalardan kaynaklanıyor. Özellikle genç foklar, deniz tabanına saatlerce bırakılan ağlara takılma riskiyle karşı karşıya.
Balıkçı ağları, memeliler için görünmeyen bir bariyer oluşturuyor ve bu ağlara takılan hayvanların kaçması oldukça zorlaşıyor, çoğu zaman boğulma ya da yaralanmalarla sonuçlanıyor. Deniz biyoloğu Jan Haelters, “Ağlar kirişli trol ağları kadar yıkıcı görünmese de, deniz memelileri için büyük bir tehlike oluşturuyor” dedi. Yunuslar için kullanılan caydırıcı cihazlar yan avı azaltırken, foklar için hâlen etkili bir çözüm yok.
Kuzey Denizi’nde kilometrekare başına yaklaşık 20.000 parça deniz çöpü bulunduğu; bunların çoğunun ağ ve halat olduğu belirtildi. Mikroplastikler ve kimyasal kalıntılar besin zincirine sızıyor, gürültü kirliliği ise fokların beslenme ve dinlenme alanlarını tehdit ediyor. Bu çoklu baskıların uzun vadeli sonuçlarını belirlemekse hâlen zor.
Foklar, Avrupa Birliği’nin Doğal Yaşamı Koruma Direktifi ve OSPAR bölgesel anlaşmalarıyla güçlü yasal korumaya sahip. Ancak uygulamada eksiklikler sürüyor; yan av konusunda raporlama tamamlanmamış ve yaptırımlar ülkeler arasında değişkenlik gösteriyor. Kuzey Denizi’nde toparlanma işaretleri görülürken, Akdeniz’deki fok popülasyonları hâlen düşüşte.
Fokların geri dönüşü, siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Avrupanın bazı kuzey ülkelerinde av izinleri devam ederken, Avrupa Komisyonu 2024’te fok ürünleri yasağını yeniden değerlendirdi. Kamuoyu desteği ise güçlü; araştırmalar Avrupalıların büyük çoğunluğunun ticaret yasağını desteklediğini ortaya koyuyor.
Belçika, korumayı artırmak için rekreasyonel ağlar üzerindeki kontrolleri sıkılaştırdı, kıyıdaki koruma alanlarını genişletti ve 2022 Deniz Çevresi Yasası ile çevre şartlarını zorunlu hale getirdi. Sahil şeridinin yüzde 36’sı ve plajların yüzde 22’si koruma altına alındı. Flaman Bankları gibi bölgelerde ise ek kısıtlamalar devrede.
Bilim insanları, hava üzerinden yapılan sayımlar ve karaya vuran ölü foklar aracılığıyla popülasyonları izlemeye devam ediyor. Yapılaşma ve dip tarama faaliyetleri, hayvan sayısının az olduğu zamanlara kaydırılıyor.
Fokların geri dönüşü, Kuzey Denizi ekosisteminin hem dayanıklılığını hem kırılganlığını gösteriyor. Geri dönüş umut verse de, bu türlerin kalıcı olarak varlığını sürdürebilmesi sürekli izleme ve sıkı koruma tedbirleri gerektiriyor.








