
Almanya’da yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD veya Türkçesiyle DEHB) tanısı alanların sayısında son on yılda dikkat çekici bir artış yaşandı. 2015’te 10 bin kişi başına 8,6 olan yıllık ilk tanı oranı, 2024’te 25,7’ye yükseldi. Bu yaklaşık yüzde 200’lük bir artış anlamına geliyor.
Deutsches Ärzteblatt International’da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, özellikle 2021’den sonra tanı oranlarında belirgin bir sıçrama görüldü. Kadınlardaki artış daha hızlı yaşanırken, 2021’de 12,7 olan oran, 2024’te her iki cinsiyette de 25,7’ye ulaştı. Araştırma, özellikle hastalığın çocukluk döneminde başlamasına rağmen, pek çok kişinin yetişkinlikte tanı aldığını gösteriyor. Kız çocuklarının belirtileri daha sessiz yaşaması, tanıdaki gecikmenin en önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar artışın nedenlerini, toplumda ADHD’ye yönelik farkındalık yükselmesine, pandemi döneminin psikolojik etkilerine ve sosyal medyanın rolüne bağlıyor. 2019 yılında yürürlüğe giren yeni teşhis kodunun vakaların daha iyi sınıflandırılmasını sağladığı, sosyal medyada milyonlara ulaşan “ADHD belirtileri” videolarının ise hem farkındalığı artırdığı hem de kavramın yüzeysel anlaşılmasına neden olduğu belirtiliyor.
Freiburg Üniversite Hastanesi’nden Swantje Matthies, insanların anlatılar aracılığıyla kendilerini ADHD’li olarak değerlendirebildiklerini, fakat gerçek tanı için mutlaka klinik değerlendirme gerektiğini vurguluyor. Bonn Üniversite Hastanesi’nden Alexandra Philipsen ise sosyal medyada öz tanı eğilimiyle karşılaşıldığına ve profesyonel değerlendirme olmadan tanı konamayacağına dikkat çekiyor.
Tanı sayısındaki artış sağlık sisteminde de yankı buldu. Kliniklerde ADHD değerlendirmesi için bekleme süreleri uzadı ve büyük şehirlerde randevu bulmak zorlaştı. Uzmanlar bu gelişmenin bir “salgın” olmadığını, daha çok buzdağının görünmeyen kısmının ortaya çıkışı anlamına geldiğini ifade ediyor. Matthies, tedavi edilmeyen ADHD’nin depresyon ve kaygı bozuklukları gibi pek çok soruna yol açabildiğini belirtiyor.
Araştırmacılar, okullar ve hekimlerin kız çocuklarında ADHD’yi belirlemede daha hassas olmaya başladığını, bu nedenle zamanla cinsiyet farkı azalabileceğini düşünüyor. Ancak özellikle sosyal medya etkisiyle artan öz-tanı ve gereksiz ilaç kullanımı riski konusunda da uyarıda bulunuluyor.
Sonuç olarak Almanya’da ADHD tanısı alan yetişkin sayısındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Uzmanlar, önemli olanın tanının bilimsel kriterlere uygun şekilde konması ve hastaların gerçek ihtiyaçlarına uygun tedaviye erişebilmesi olduğunu vurguluyor.






