Küresel servetin yüzde 75’i en zengin yüzde 10’un elinde
Paris’te açıklanan rapora göre, gelir ve servet eşitsizliği giderek artıyor; zenginler iklim krizinde de başrolde.

1990’lı yıllardan bu yana dünya genelindeki gelir uçurumu derinleşiyor. Paris School of Economics bünyesinde faaliyet gösteren Dünya Eşitsizlikleri Laboratuvarı’nın 9 Aralık 2025’te Paris’te açıkladığı rapora göre, dünya nüfusunun en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin dörtte üçünü elinde bulunduruyor. Aynı kesim, dünya çapındaki gelirin de yaklaşık yarısına sahip.
Raporda, nüfusun en yoksul yarısının ise küresel servetin yalnızca yüzde 2’sini ve toplam gelirin yüzde 8’ini alabildiği belirtildi. Araştırmaya göre, en üst yüzde 0,001’lik grup olan 56 bin multimilyoner, küresel varlıkların yüzde 6’sından fazlasına sahip. 1990’lı yıllarda bu oran yüzde 4 düzeyindeydi.
Ekonomist Thomas Piketty’nin öncülüğünde hazırlanan raporda, aşırı servet birikiminin hızla arttığına dikkat çekildi. Milyarderlerin ve yüksek servet sahiplerinin varlıkları, yıllık ortalama yüzde 8 oranında artarken, bu oran yoksul kesimler için neredeyse yarı yarıya daha düşük kaldı. 1980’den bu yana en yoksul kesimin yıllık geliri yüzde 1,8 artış gösterirken, en zengin yüzde 10’un gelirindeki artış yüzde 1,2 ila yüzde 3 arasında değişti. Orta sınıfın ise geliri en az artışı kaydetti.
Raporda, sermaye gelirlerinin yükseldiği ve çalışma gelirlerinin payının düştüğü vurgulandı. 1980’de yüzde 61 olan çalışma gelirinin payı 2025’te yüzde 53’e gerilerken, sermaye gelirlerinin toplamdan aldığı pay yüzde 47’ye ulaştı. Araştırmacılar, servet sahiplerinin düşük gelir gruplarına oranla daha az vergi ödediğini belirterek, küresel ölçekte asgari bir servet vergisi çağrısı yaptı.
Rapor, iklim krizi açısından da eşitsizliğe dikkat çekti. Buna göre, en zengin yüzde 10’luk kesim, özel sermayeyle bağlantılı küresel karbondioksit emisyonlarının yüzde 77’sinden sorumlu. Nüfusun yoksul yarısının payı ise yalnızca yüzde 3 seviyesinde kaldı.
Dünya genelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği de devam ediyor. Kadınlar, erkeklerin saatlik ücretinin ortalama yüzde 61’ini kazanıyor. Ücretsiz ev içi emek de hesaba katıldığında, bu oran yüzde 32’ye kadar düşüyor. Araştırmacılar, güçlü bir yeniden dağılım, adil vergilendirme ve sosyal yatırımların önceliklendirilmesiyle eşitsizliğin azaltılabileceğini vurguluyor.








