
Hollanda hükümetinin önümüzdeki yıllarda uygun fiyatlı kiralık konut sayısını artırmaya yönelik planları, sektör temsilcileri ve uzman araştırmaları ışığında tartışılıyor. Son veriler, uygulanmak istenen tüm yeni önlemler tam anlamıyla hayata geçirilse bile sosyal konutların toplam konut stoku içindeki payının azalmaya devam edeceğini gösteriyor.
1980’li yılların sonunda Hollanda’daki toplam konut stokunun yüzde 40’ını sosyal konutlar oluştururken, bu oran günümüzde yüzde 28’e geriledi. Amsterdam Üniversitesi şehir coğrafyacısı Cody Hochstenbach’ın Salı günü yayımlanacak detaylı araştırmasına göre, son on yılda ülke genelindeki çoğu belediyede sosyal konut payında yüzde 2’nin üzerinde bir azalma yaşandı. Bugün yalnızca 61 belediyede sosyal konutların oranı istenilen yüzde 30’un üzerinde yer alıyor.
Yapılan analizler, yeni inşaatların yüzde 30’unun sosyal konut olması zorunluluğunun dahi bu gidişatı durdurmaya yetmediğini ortaya koyuyor. Büyük kentlerde sosyal konutlara olan talep yüksek olsa da, yeni sosyal konutların toplam stoka etkisi sınırlı kalıyor. Ayrıca ülkedeki farklı bölgelerde sosyal konut inşaatı yapmak arsa fiyatları, yatırım fonu eksikliği ve karma projelerdeki kârlılık sorunları nedeniyle de güçleşiyor.
Konut şirketleri yakın dönemde artan bakım ve yeni inşaat maliyetleriyle başa çıkmak için sosyal konut birimlerini satmak veya yıkmak zorunda kalıyor. Buna ek olarak, personel eksikliği ve yatırım yetersizliği sektördeki büyümeyi yavaşlatıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda sosyal konut birimlerinin gerçek artışı hükümetin hedeflerinin gerisinde kalacak.
Sosyal konut piyasasındaki daralma beraberinde uzun bekleme listelerini ve tahsis sürecinde tartışmaları da getiriyor. Hochstenbach’ın araştırması, sosyal konut sakinlerinin giderek artan bir oranının en düşük gelir grubundakilerden oluştuğunu, bunun da sosyal konuta dair olumsuz bir imaj riskini artırdığını vurguluyor.
Uzmanlar, sektörde büyümeyi sağlamak için kurumlar vergisinin kaldırılması, konut şirketlerine daha fazla yatırım alanı sağlanması ve ev sahiplerine tanınan bazı vergi avantajlarının kaldırılarak sosyal konut yatırımlarına kaynak ayrılması gibi önerilerde bulunuyor. Ayrıca, sadece dar gelirli gruplara değil, daha geniş kesimlere yönelik erişimi geliştirecek düzenlemelerin gündeme alınmasının sektörün imajı ve sürdürülebilirliği açısından önemli olduğu belirtiliyor.








