Bilim dünyası derin okyanuslarda karanlık oksijenin peşinde
Bilim insanları, okyanus tabanında karanlık ortamda oksijen üretilip üretilmediğini doğrulamak için 11 kilometre derinliğe inen özel deniz araçları geliştirdi.

Yeryüzündeki yaşamın ortaya çıkışında oksijenin sadece güneş ışığı ve fotosentez yoluyla üretilebileceği düşünülüyordu. Ancak son yıllarda derin okyanus tabanlarından gelen bulgular, bu kabulleri sarsabilecek yeni bir ihtimali gündeme taşıdı: karanlık oksijen. 2024 yılında yayımlanan araştırmalarla duyurulan bu olgu, oksijenin ışık olmadan da üretilip üretilemediği sorusunu bilim dünyasının gündemine taşıdı.
İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Profesör Andrew Sweetman liderliğinde, Pasifik Okyanusu’nun yaklaşık 11 kilometre derinliğine inebilen iki özel deniz aracı geliştirildi. Alisa ve Kaia isimli araçlar, yüzeydeki basıncın yaklaşık 1200 katına dayanabilecek şekilde tasarlandı. Proje, Japonya merkezli Nippon Foundation’dan alınan 2 milyon sterlinlik fonla destekleniyor ve Clarion-Clipperton Bölgesi’nde polimetalik nodüllerin güneş ışığı olmadan oksijen üretip üretmediğini araştırıyor.
Araştırmanın ilk bulguları, okyanus tabanındaki bu nodüllerin deniz suyunu doğal bir elektroliz süreciyle ayrıştırarak oksijen oluşturabileceğine işaret etti. Sonuçlar, başta bazı bilim insanları ve derin deniz madenciliği şirketlerinden eleştiri alsa da, yeni görev kapsamında örneklemeler ve ölçümler dünya genelinde yakından izleniyor. Mayıs ayında başlayacak bu ölçümlerle, karanlık oksijen iddiasının doğrulanması halinde hem deniz ekosistemlerinde hem de yaşamın kökenine dair bilimsel kabullerde köklü değişimler gündeme gelebilecek.







