Belçika’nın nükleer santralleri devralma planı farklı tepkilere yol açtı

Belçika’nın ülke çapındaki yedi nükleer reaktörü işleten Engie’den tamamen devralma planı, siyasi partilerden enerji sektörü temsilcilerine ve çevre kuruluşlarına kadar birçok kesimden farklı tepkiler aldı. Nükleer sektör, hükümetin bu adımını güçlü siyasi liderlik olarak nitelendirerek memnuniyetle karşıladı.
Enerji arzı açısından ülkenin daha fazla kontrol sahibi olması gerektiği vurgulandı. Flaman Bölgesi iş dünyası temsilcisi Voka ve büyük sanayi enerji kullanıcılarının çıkarlarını savunan Febeliec de enerji güvenliği ve rekabetçiliğin desteklenmesi açısından bu adımı olumlu bulurken, topluma aşırı maliyet çıkarma riskiyle ilgili uyardı.
Koalisyon hükümetini destekleyen partilerden geniş destek gelirken, Başbakan Bart De Wever nükleer santrallerin kapanmasının ülkeyi doğalgaza daha fazla bağımlı hale getirebileceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Enerji Bakanı Mathieu Bihet ise bu adımın, Belçika’nın enerji sisteminin kontrolünü yeniden kazanmasına yönelik daha geniş ve tutarlı bir stratejiye uyduğunu kaydetti. CD&V lideri Sammy Mahdi, reaktör ömürlerinin uzatılması ve yeni nükleer teknolojilere yatırım yapılması gerektiğini savundu. Centrist Les Engagés başkanı Yvan Verougstraete ise bu yaklaşımı desteklerken, hızlı yenilenebilir enerji yatırımlarını da önerdi.
Ancak çevre örgütleri ve bazı uzmanlar planlara karşı çıkıyor. Greenpeace ve Bond Beter Leefmilieu, olası kamulaştırmayı “düşüncesizce bir tercih” olarak nitelendirip milyarlarca euroluk kamu maliyetine ve yenilenebilir enerjiye geçişin yavaşlamasına yol açabileceğini belirtti. Bunun yanında, çevre ekonomisti Johan Albrecht hukuki ve finansal zorluklara dikkat çekti ve Engie’nin teknik bilgi birikimine olan bağımlılığın devam edebileceğini ifade etti.








