
Barınma artık temel bir insan hakkı değil, yalnızca belirli bir kesimin erişebildiği bir ayrıcalık haline geldi. Ülkede kiralar baş döndürücü bir hızla artarken, vatandaşların önemli bir kısmı maaşlarının yarısından fazlasını sadece kira ödemeye ayırmak zorunda kalıyor.
OECD’nin 2024 tarihli “Territorial Review: Brussels-Capital Region, Belgium” raporuna göre, Brüksel’de 2004–2018 yılları arasında kiralar yüzde 20’nin üzerinde arttı — bu oran OECD ortalamasının neredeyse altı katı (OECD, 2024).
IESEG School of Management analizine göre, Ocak 2021–Ocak 2025 döneminde kiralar Belçika genelinde ortalama %18,3 oranında yükseldi (IESEG, 2025). CBRE’nin “Belgium Residential Tenant Survey 2024” çalışmasında ise ortalama kira 807 avro olarak ölçüldü; apartman tipi konutlarda bu rakam 901 avroya kadar çıkıyor (CBRE, 2024).
Konut arzı azalıyor, inşaat ve enerji maliyetleri yükseliyor, yatırımcılar piyasadan çekiliyor. Özellikle dar gelirli aileler, öğrenciler ve göçmenler bu yükün altında eziliyor. Expat Management Group’un 2024 raporuna göre, sadece Brüksel’de binden fazla kişi kış aylarında sokakta uyuyor; her yıl onlarcası donarak hayatını kaybediyor (Expat Management Group, 2024).
Sokakta karton kutuların arasında uyuyan insanlar artık bir istisna değil — Belçika’nın yeni gerçeği. Ve bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani bir kriz.
Tam da burada şu soru yankılanıyor: Hükümet nerede?
Göreve gelmeden önce sosyal adalet, konut hakkı ve refah vaatlerinde bulunan hükümet, bugün sessizliğe gömülmüş durumda. Gündemlerinde kira artışlarını frenlemeye, konut arzını artırmaya ya da dar gelirliyi korumaya yönelik ciddi bir plan yok. Konut politikaları, piyasanın insafına bırakılmış durumda.
Bilimsel veriler açıkça uyarıyor: Acilen tedbir alınmazsa Belçika’daki konut krizi, sadece barınma değil, toplumsal bir felakete dönüşecek. İnsanlar artık ev değil, yaşam alanı bulamıyor; girişimciler iş kuracak ofis kiralayamıyor; öğrenciler yurt yerine tren istasyonlarında sabahlıyor.
Bu manzara bir Avrupa ülkesine değil, yönünü kaybetmiş bir sisteme ait.
Ve o sistemin başında, çözüm üretmek yerine sessiz kalan bir hükümet var.
Belçika artık vaatleri değil, insan hayatını konuşmalı.
Çünkü bu gidişle yakında kimsenin başını sokacak bir evi kalmayacak.







