
Avrupa Parlamentosu’nda 13 Kasım’da önemli bir dönüm noktası yaşandı. Sağ ve aşırı sağ partiler, geleneksel pro-Avrupa koalisyonunun desteği olmadan ilk kez birlikte hareket ederek ‘Omnibus 1’ yasa paketini meclisten geçirdi. Bu paket, büyük şirketlere yönelik sosyal ve çevresel ‘özen yükümlülüğü’ gibi Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki bazı düzenlemelerin geri alınmasını öngörüyor.
Geçtiğimiz Ekim ayında geleneksel merkez partilerinin (sosyal demokratlar, liberaller, yeşiller ve Avrupa Halk Partisi’nin (PPE) merkez sağ üyeleri) karşı çıkması nedeniyle reddedilen Omnibus 1 paketi, bu kez PPE’nin aşırı sağ ile kurduğu yeni ortaklık sayesinde 382 oyla kabul edildi. Merkez koalisyonunun 249 ret oyuna karşın sağ ve aşırı sağdan oluşan alternatif bir çoğunluk elde edildi.
Yapılan oylama, Avrupa Parlamentosu’nda siyasi dengelerdeki değişimi sembolize ediyor. Özellikle Valon ve Flaman Bölgeleri’nde de etkisi tartışılan bu gelişme, Green Deal’ın zayıflatılması, sağ ve aşırı sağın artan etkisi ve geleneksel bloklar arasındaki dayanışmanın çözülmesi açısından ‘Avrupa’da sağın yükselişi’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Aşırı sağ, bu yeni çoğunluğu kendi lehine bir zafer olarak nitelendirirken, PPE ise bunun tarihi veya dramatik olmadığını, mevcut koşullarda parlamentodan bir çoğunluk çıkarmak için atılan pragmatik bir adım olduğunu savundu. Ancak uzmanlar, bu tür ittifakların önümüzdeki dönemde tekrarlanmasının muhtemel olduğunu belirtiyor ve parlamentoda siyasi parçalanmanın arttığına dikkat çekiyor.
Avrupa Parlamentosu’nda farklı toplumsal alanları ilgilendiren yeni ‘Omnibus’ yasalarının gündeme geleceği dönemde, sağ ve aşırı sağ arasındaki iş birliğinin Avrupa Birliği’nin çevre, dijitalleşme veya gıda güvenliği gibi alanlardaki politikalarını nasıl etkileyeceği merak konusu.







