
Görünüşe bakılırsa partisi N-VA, kendisi bizzat ateşe girmek yerine bir maşa kullanmayı tercih ediyor. Yabancı kökenli biri olmasına rağmen Flaman milliyetçisi gibi davranan Zuhal Demir, kendi kökenine ve toplumuna nefret kusarak siyaset yaptığını sanıyor. Oysa bu ülkeden herkes gönderildikten sonra, sıranın kendisine geleceği gün gibi açıktır. Zuhal Demir, bulunduğu bakanlık makamını ve yürüttüğü bu kirli siyaseti sadece bu “işlevine” borçludur. Siyaset yapma yetisinden yoksun olan bu kişi, aslında partisinin karanlık hedeflerine hizmet etmekte ve yabancı kökenli biri olarak diğer yabancılara uyguladığı baskı ve zorbalığı bu şekilde örtbas edebileceğini düşünmektedir.
Oysa Belçika halkı bu oyunların bütünüyle farkındadır. Partisinin kendisinden beklentisi, yalnızca yabancılara nefret kusması ve ırkçı politikalarda ön plana çıkmasıdır; dolayısıyla esas işi siyaset yapmak değil, maşalık vazifesini yerine getirmektir.
Biz, Zuhal Demir ve onun gibilerin Belçika’da nasıl birer figürana dönüştürüldüğünü çok iyi biliyoruz. Kendi kökenini gizleyerek “Flamanım” diyen bu kişi, ne kendi geçmişinin hakkını verebilmiş ne de gerçek anlamda Flaman olabilmiştir.
Partisinin maşası olarak yaşamayı tercih etmiş ve tarihe bu utançla geçmiştir. İşte Zuhal Demir’in “maşalığı” bundan ibarettir.








