
Flaman Bölgesi, hindi çiftliklerinde hayvan refahı standartlarını artırmak amacıyla yeni ve daha katı düzenlemeleri hayata geçiriyor. Hayvan Refahı Bakanı Ben Weyts tarafından açıklanan yeni kurallar kapsamında, tüm çiftliklerde kümes yoğunluğu, aydınlatma, havalandırma ve günlük bakım kriterlerine yeni sınırlar getirildi. Bu kurallar, çiftliklerin büyüklüğü gözetilmeksizin hepsi için geçerli olacak.
Bölgede yaklaşık 28 çiftlikte yılda toplam 1,2 milyon hindi yetiştiriliyor. Hindiler kafes yerine ağıllarda tutulsa da, aşırı kalabalık nedeniyle bacak yaralanmaları yaygın. Yapılan incelemeler, dişi hindilerin yüzde 99’una ve erkek hindilerin yüzde 90’ına çeşitli derecelerde bacak hasarı meydana geldiğini gösteriyor.
2023 yılında yürürlüğe giren benzer düzenlemeler, yalnızca 200’den fazla hayvanı olan çiftlikleri kapsadığı için Danıştay tarafından iptal edilmişti. Bakan Weyts, yeni düzenlemeyle yasal boşluğun giderildiğini ve daha dengeli bir çerçeveye ulaşıldığını belirtiyor.
Yeni düzenlemeye göre, her çiftliğe denetim zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca, kesimhanelerde izleme sistemi kurulacak ve bacak yaralanmaları sık görülen çiftliklere müdahale edilecek. Müfettişler, hindilerin aşırı hızlı kilo almasının refahı tehdit edip etmediğini de takip edecek.
Yasayla, her metrekareye düşen maksimum hindi sayısı belirlenirken, ileri yaştaki ve ağırlıktaki hindiler için ek kısıtlamalar getirildi. Aydınlatma süresi, gürültü, havalandırma, içme suyu, altlık ve oturma alanlarına dair de yeni kurallar yürürlüğe giriyor. Çiftçilerin, günde en az iki kez hayvanlarını kontrol etmesi ve hasta ya da yaralı hindileri ayırması zorunlu olacak.
Düzenlemelerin çoğu 1 Ocak 2027’den itibaren yürürlüğe girecek. İşletmelerin mevcut ağıllarını doğal ışığa daha fazla olanak tanıyacak şekilde uyarlamaları için beş yılı bulunuyor.
Türkiye sektöründe ise endişeler büyüyor. Flaman Bölgesi’nde çoğunluğu Batı Flaman’da olmak üzere 20 civarında hindi çiftliği kaldı. Sektör temsilcileri, pazarın küçüklüğü sebebiyle tedarikçilerin yeni teknolojilere yatırım yapmak istemediğini belirtiyor. Üreticiler, bölgedeki çevre ve hayvan refahı standartlarının komşu ülkelerden zaten daha sert olduğuna ve rekabet güçlerini kaybetme endişesi taşıdıklarına dikkat çekiyor.








