
Bugüne kadar bunların olacağını defalarca söyledim. Bu siyasi ortamın sonucunun tehlikeli olacağını, insanların açıkça sokaklarda darp edileceğini defalarca söyledim. Ama insanlarımız “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” politikasını güttüler.
Peki, kimler hedefte? Bu soru çok açık. Türkiye üzerinden İslam dünyasının hedef gösteriliyor olması hiç boşuna değildir. Sokakta ırkçıların direkt olarak hedef aldığı da özellikle başörtülü ve Türkçe konuşanlar oluyor. Bunu son birkaç ayda Flaman Willebroek bölgesinde yaşanan 2 ırkçı olaya dayanarak söylemek şu anda mümkündür. Bu tür olaylarla karşı karşıya kalındığında yetkililerin de ırkçılara hak verdiği veya işlem yapma arzularının zayıf olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Burada, yargıya etki edenler zaten siyasi olarak halkı galeyana getirip barış ve refah ortamını birkaç oy için baltalayanlar değil midir?
Devletin eliyle ırkçılığı sistematik bir politika haline getirerek sokaklarda kaosun artmasından başka ne beklenebilir?
Şu anda Flaman Bölgesini konuşuyoruz ancak şu sıralar Valon Bölgesinde de Flaman kökenli insanların siyasi parti kurduğunu görüyoruz. Bunlar belli ki Fransızca konuşan tarafı da kendileri gibi ırkçı düşüncelere sürüklemek istiyorlar. Aksi halde Flaman Bölgesindeki ekonomik krizler, siyasi çalkantılar varken, ırkçı bir zihniyetle kendi kimliklerini öne sürerken başkalarının olan, Valonlara ait, Fransızca konuşan bir bölgede kendilerinden ne hayır beklenir?
Belçika artık yaşanabilir bir ülke midir, bu sorgulanmalıdır. Bu siyasi kaos ortamı ülkenin ekonomik ve sosyal haklarını yok ediyor. Kamu kurumları, öğretmenler, polisler, savcılar, hâkimler, askerler, doktorlar, hemşireler… Bu ülkedeki herkes mutsuz ve herkes bu acımasız siyasetin bedelini ödüyor. Ülkenin refahına odaklanması gereken siyasetçiler güne yabancı düşmanlığını körükleyerek başlıyor. Böyle bir ortamda ülkenin hiçbir ferdi, ister Valon ister Flaman hiç fark etmiyor, huzur bulamaz. Ekonomik olarak kalkınamaz. Bir adım dahi ilerleyemez; aksine gerilemeye mahkûmdur.
“Bir vatandaş olarak biz ne yapacağız peki bu kargaşada?” diyenler olabilir. Bunlara tavsiyem seçim zamanı kime oy verdiğinize dikkat edin olacaktır. Çünkü siyaseti besleyen sandıklardır. Eğer sandıklarda ülkenin refahını baltalayanlar kaybederlerse sokakta insanlara acımasızca saldırma hasreti çekenler de kaybederler. Eğer sandıkta bu zihniyet güçlenirse sokaklardaki varlıkları da normal kabul edilmelidir. Artık bir şeylerin değişmesini isteyenlerin yapacağı şey çok nettir. Artık kime oy verdiğinize gerçekten dikkat etmeniz gerekiyor. Aksi halde sokaklar çocuklarımız için güvenli değildir.








