
Almanya genelinde eczaneler, son dönemde derinleşen ilaç tedarik sıkıntısı nedeniyle büyük baskı altında. Eczacılar, yalnızca bulunması zor ilaçların peşinde koşmakla kalmıyor, aynı zamanda müşterilerden gelen şiddet, hakaret ve tehditlerle de mücadele etmek zorunda kalıyor.
Turingia’da iki eczane işleten eczacı Uta Mühle, Euractiv’e verdiği röportajda yaşadığı zorlukları anlattı. Özellikle bir müşterinin, ithal bir antifungal ilaca ödediği fiyatı sosyal medyada gündeme getirerek, eczaneye yönelik hakaret ve ölüm tehditlerinin başlamasına neden olduğunu ifade etti. Olayı yargıya taşıyan Mühle, “Hala tehditler almaya devam ediyorum” dedi.
Mühle’ye göre, pandemiden bu yana eczacıların karşılaştığı agresyon günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Özellikle göçmen kökenli çalışanların daha fazla ayrımcılığa maruz kaldığına dikkat çeken Mühle, müşteriyle tedariki imkânsız bir ilacın eksikliği hakkında iletişim kurmanın neredeyse her gün sorun yarattığını belirtti.
İlaç bulunurluğundaki kriz, eczane personeline de ek yük getiriyor. Avrupa Eczacılar Birliği’nin verilerine göre, bir eczacı haftada ortalama 11 saatini eksik ilaç bulmak için harcıyor. Özellikle elektronik reçete sisteminin getirdiği bürokrasi, durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Eczanelerde çalışanlar genellikle doktorlarla iletişime geçip alternatif tedarik yolları arıyor ve 50-60 saatlik çalışma süreleri olağan hale gelmiş durumda.
Eczacılar aynı zamanda siyasi dayanışma ve çözüm talep ediyor. Mühle, “Bizden her geçen gün daha fazlası isteniyor ama son 20 yılda ücretlerimiz güncellenmedi” diyerek, artan baskının çok sayıda eczanenin kapanmasına yol açtığını söyledi. Sadece bu yılın ilk altı ayında 271 eczane kapanırken, yalnızca 31 yeni eczane açıldı.
Ayrıca, eczanelerin aşı gibi ek sağlık hizmetleri sunması da gündemde. Ancak eczacılar, bu hizmetlerin ek eğitim ve adil ücretlendirme ile desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Mühle, “Tükenene kadar ücretsiz çalışamayız, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz” diye konuştu.







